Makinalaşan İnsandan Hayvanlaşan İnsana

21. yüzyılın çalışma koşullarında hemen hemen her alanda iş bölümüne bağlı uzmanlaşma almış başını gidiyor. Herkes bir işin yalnızca bir kısmında uzmanlaşıp genellikle geri kalanıyla ilgilenmiyor. Bu da insanları tek işlevi olan makinelere dönüştürüyor. Böylesine bir çalışma hayatının rutin ve sıkıcı bir yaşama neden olması kaçınılmaz. Böyle bir ortamda gerilip sıkılan belki de stresle yoğrulmuş sinir küpüne dönen bazı kişiler iş çıkışı evlerinin yolunu tutuyor. Suratlar asık, yüzler gergin, sinirler tavan yapmış, sokaktaki insanlara karşı aldırmazlık had safhada… Aşağıda anlatacağım meselenin tek nedeni bu makinalaşma ve makinalaşmanın sonuçları değil tabii, ama bunlar da çok etkili…

Neyse… Bugün markete giderken bunlardan ikisiyle karşılaştım. Bir gidişte bir de gelişte… Yaya yolunun bana ait tarafında yürüyorum. O da ne? Karşıdan freni patlamış bir yaratık yaya yolunun tam ortasında saatte 153 km/h hızla bana doğru ilerliyor. Yürüdüğüm gibi devam etsem malum nesne omzunu bana vurup çarpacak, mecbur kenara doğru çekilip hayvanın geçmesine izin veriyorum ve yoluma devam ediyorum. Dönüşte yine benzer biri, bunun hızı saatte 100 km/h olmasına rağmen şişman olması yüzünden olası bir çarpmada beni duvara yapıştıracak bir cüsseye sahip. Sonuçta yine kenara çekildim, ayı geçip gitti, ben de yoluma devam ettim.

Şimdi burada, karşıdan gelen hayvana hayvanlıkla cevap verip sert bir şekilde çarpmak, sonra  kavga etmek, ardından karakola gidip hayvanlarla alıp veremediğinin ne olduğunu bir bir anlatmak var. Bir de kenara çekilip yoluna devam etmek var. İlkinde iki taraftan en az birinin yüzünün gözünün dağılacağını da düşündüğümüzde en iyisi kenara çekilip hayvanların geçmesine izin vermek.

Sokakta normal hayvan yok belki, ama hayvanlaşan çok yaratık var. Dikkat edelim, hayvanlara temas etmeyelim.

Bunu Paylaş

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: