Sarıgül Destanı

I wrote this in 2014 before the local elections

Evvel trend içinde, insan duman içinde;
Nineler Samsung dört es’li,
Dedeler ayfon son beşli iken;
Etrafı kandan göllerle dolu bir ülkede,
Her biri kendi derdinde, haykırıp her nefesinde
Yok mu bir yiğit, gelsin de bizi seçip
Olsun şu İstanbul seçimlerine galip
Diye yakınıp duran bir topluluk varmış.
Başlarındaki cengaverin adı Kılıçdar’mış
Az gitmişler,
Çok yemişler üstüne bir de su içmişler.
İstanbul ilinin Şişli Belediyesi’nde başkanlık yapan bir adam işitmişler.
Bu başkan o kadar ünlüymüş ki,
Nerede bir cenaze varsa onsuz gömülmesi çok da güçmüş sanki,
Bulunurmuş her merasimde,
Gah Gültepe’de, gah Dersim’de.

Tüm bunlar yaşanırken Sarıgül adlı başkan normal hayatına devam eder, kendi partisinin üyelerini iyice tembihleyerek her gün farklı bir semte gönderirmiş. Her bir üye bir ozan kadar hikaye bilirmiş, ama bu hikayelerin hepsi de Sarıgül’ün kahramanlıklarını anlatıyormuş. On seneyi aşkın bir süredir anlattıkları hikayeciklerle, halk arasında Sarıgül adlı efsanevi bir kahraman yaratmışlar. Bu nedenle sarı güllere bile olan ilgi artmış. Halk artık sarı güllerin kutsal ve uğurlu olduğuna inanmış. Öyle ki İstanbul’un neresinde bir sorun çıksa, hemen en yakın çiçekçide uzun kuyruklar oluşur ve sarı güller biter, çiçekçiler bizde “sarı gül” bitti diyebilmek için adeta halkla boğuşurmuş. Kendisi nasıl biridir bilmiyorum. En iyisi Sarıgül’ün kendisinin anlattığı şu hikayeciği dinleyelim:

“Günlerden bir gün, eli ayağı düzgün
Diyemem! Görmek istemem halkı üzgün
Biri gelmiş, sordum derdi neymiş
Meğer dayak yemiş, yüzü gözü şişmiş

-Umarım ben ancak senden medet
Ne olur! Şu kuluna da yardım et
Deyince bana,
Bak şimdi, söz veririm sana
Ama önce bir anlat, nedendir bu halin
Bilirsin biz de adı bile yoktur muhalin
Demez mi, işedim cami duvarına
Görenler olmuş, dokunmuş gururlarına

-Etme, eyleme kardeş,
Olmak istemiyorsan bir leş
Uzakdur oradan, hem ne istersin duvardan
Dinlemez bizimki, okur bildiğini
Utanmaz belli ki, anlatır her birini

-Dedim: Yahu sen benzersin berdoşa
Bilirsin, yer yok bizde serhoşa
Gel atalım seni zindana
Hem kim bilir, belki gelirsin imana.
Bir daha görmez olduk onu
Duyduğuma göre o duvarda olmuş sonu.”

Neyse… Gel zaman, git zaman İstanbul seçimleri iyice yaklaşmış. Kılıçdar’ın liderlik yaptığı topluluk, bir türlü Sarıgül’den daha iyi aday bulamamış. Hem her geçen gün Sarıgül’ün ünü daha da fazla artıyormuş. Partisinin üyeleri, ozan olarak gece gündüz çalışıyormuş. En sonunda, İstanbul’da Sarıgül’ün ününü duymayan kalmamış. Herkesin gözünde en büyük kahraman olduğu söylenirmiş. Bu yüzden, bizim malum topluluk kesin kararlarını verip, Sarıgül’ü de kendi aralarına katmak için Şişli’ye gitmişler. Sarıgül’ün yanına varınca, anlatmışlar dertlerini:

-Bilirsin, evvelden vardı bağımız
Şimdi yeniden başlasın çağımız
İstiyoruz ki alalım İstanbul’u
Bir -he- de ki dönelim mutlu
Doğrusu tanırsın bizi, bilmeyen yoktur işimizi
Dersen ki tanımam sizi, valla yakarsın içimizi
Hem biz duyduk ününü, açarız belki önünü
Bırak Şişli’yi, Eminönü’nü, şu şehre dön yüzünü
Görmez misin? Çoğu seninle gibi cumhuriyet, halk
Partisi olmazsa olur mu? Düşün, bir bak
Neden olmasın? Diyenlere aldırma sen
Onlardır hep sesimizi soluğumuzu kesen
Teklif bizden, cevabı senden
Israr yok demeden, bir evet de! bize hitaben

-Ben önce hoşgeldiniz derim, bilirsiniz burasıdır yerim
Ben sizi severim, kovulmuşken hem de Fatih Terim
Diyemem var aramızda önceden çok tatsızlık
Dururken ortada böylesine büyük haksızlık
Hem siz de duymuşsunuzdur, Galatasaray’ı
Birileri çıkmış, diyorlar ki gelse de alayı
Hükmümüz zaten peşindir, kararımız kesindir,
Sanki hakkını yediğimiz babasız bir yetimdir
Biz geçelim bunları
Yaradan ıslah etsin onları
Dersiniz ki ey Sarıgül, bir de bize gül
Gülerim elbet, ama görünce beni bir eğril bükül
Duymuşsunuzdur namımı, duymayan yoktur adımı
Kullandırmam size şanımı, beleş mi sandınız adamı
Olur da kazanmassam seçimi
Boş görmek istemem kendimi
Eğer olursam partinize genel başkan adayı
Görmek istemem, benden başka oy alanı
Ben size olduktan sonra lider
Artık ne çile kalır ne keder

-Dediğin bize hoş geldi, hem de çok
Çünkü duyduk namını, kaybetmene ihtimal yok
Daha şimdiden bile İstanbul Büyükşehir Belediyesi
Sarıgül’ün emrinde, çıkmaz ondan başkasının sesi
Biz yılların partisi, halkın güvencesiyiz
Amma nedendir bilinmez, bakın yalnız bir iki kişiyiz
Elbet bir gün kazanacağız her seçimi
Kim bilir belki yarın belki de geçmez ekimi!

Açıklama: Yıllar öncesine ait bu metnin gördüğünüz bu parçaları sağlamca günümüze ulaşmışsa da, metnin büyük bölümünü oluşturan ve dosya* denilen belgelerin silinmiş olması büyük bir talihsizlik. Zira, bizleri bu destanın asıl kahramanlık bölümü olması beklenen seçim günleri hakkında bilgilendirmesi beklenen bu dosyaların, sadece birkaç kelimelik bölümü kurtarılabilmiş durumda. Bu birkaç kelimeden elde edilen bilgilerden seçimin galibini öğrenemiyoruz. Ancak, Sarıgül adlı kahramanın kendisine gelen topluluktan çok daha önceden haberdar olduğu ve önceden yürüttüğü tüm çabaların bu topluluğu etkileme amaçlı olduğu, parti üyesi tüm ozanlara söylettiği yapay hikayeciklerdeki kahramanlıkların gerçekte yaşanmadığı anlaşılmıştır. Bu konuda herhangi bir bilgi olmamasına rağmen, halk arasındaki bir söylentiye göre, Sarıgül’ün İstanbul Belediye Başkanlığını değil, kendisine teklif getiren topluluğun liderliğini hedeflediği iddia edilmektedir. Ancak bu konuyla ilgili elimizde somut bilgi bulunmamaktadır.

*Dosya: Özellikle 1850-2250 yılları arasında yaşamış olan, ve kendilerinden binlerce yıl önceden gelip doğaya zarar vermeden yaşayan atalarını “ilkel insan” olarak adlandıran insanların kullandıkları gelişmiş yazı ve bilgi saklama tekniği olduğu  sanılmaktadır. Günümüz dünyası, bu dönemde yaşayan insanların çevreye verdiği tahribatı göz önünde bulundurarak bu canlı topluluğu için “cani insan” tabirini kullanır. (bkz. 1850-2250 Arasında Çevre Tahribatı Ansiklopedisi, 10 Ekim 3671:  s.17)